|
| |
|

|
|
DATÇA |
|
| Datça ;Akdeniz ile Ege denizinin iç içe geçtiği
sularda irili ufaklı koylardan oluşan kıyı şeridi ,kıyıya dek
uzanan ormanları,zengin bitki örtüsü yıl boyunca ılıman
iklimi ile bir yeryüzü cennetidir.Doğal güzellikleri yanı sıra
binlerce yıllık uygarlık katmanlarından oluşan tarihsel kalıntılarıyla
turizme ağırlık verilmesi için tüm koşullar bulunmaktadır.Yörenin
1960 lara değin dışa açılmayışı hem turizmin ülke çapında
geriliğinden,hemde belli başlı merkezlere uzak ve yolunun dar
virajlı oluşundan kaynaklanmaktadır.1970'li yılların başında
Bakanlıklar arası Turizm Komitesi'nin Datça'yı öncelikli
turistik bölge ilan etmesi yöre turizmini harekete geçirmiştir.
Datça
M.Ö 7. yy da Ege adalarından gelerek lonya'nın güney kıyılarına
yerleşen Dor'lar tarafından Knidos antik kentinin yakınlarında
kurulmuştur.Knidos Strabon'un deyişiyle " Yarım adaların en
güzeli üzerinde tanrıçaların en güzeli " için kurulmuş
bir kenttir. |
|
|
| Tanrı
önce yeryüzünü yarattı,sonra doğayı,sonra suyu,sonra
insanları.İnsanların kalplerinde sevgiyi yarattı,bağlılığı
yarattı gönüllerinde.Ailesine bağlılığı,doğaya bağlılığı,hayata
bağlılığı.Tanrı aşkı yarattı insanların
kalplerinde,aşkın anlamını yarattı insanlarda.Su gibi
berrak denizi yarattı masmavi,doğayı,yemyeşil ormanları,tertemiz
havayı yarattı.Datça'yı yarattı asırlar önce sevdiği
kullarının uzun yıllar yaşaması için.Datça'nın
tertemiz havasını,yemyeşil doğasını,masmavi denizini
yarattı insanların Datça'ya aşık olması için
vazgeçememesi için.Ve tanrı kullarını Datça yarımadasına
bıraktı uzun yıllar yaşasınlar diye.Kullarıda yaşadılar
asırlarca,yıllarca.Oysa Datça'nın havasını,doğasını,suyunu,yemeklerini
tadan bir daha vazgeçemiyor Datça'dan.Tıpkı Datça'nın
kullarından vazgeçemediği gibi.Ne insanlar vazgeçebilir
Datça'dan nede Datça yalnız kalabilir tek başına.Dünyada
en bol oksijen olan yerlerden biridir.
Datça,da ne
rutubet vardır nede nem.Estimi şöyle bir poyraz aldığın
nefesi hissedersin,estimi şöyle bir lodos yaşadığın yeri
hissedersin.Ne şiirler yazıldı uğruna,ne şarkılar yakıldı.Şairlerin,Sanatçıların
daha kimbilir kimlerin efendisi oldu bu küçük şehir.Oysa
Datça anlatılmaz yaşanır derler,evet doğru yaşamaya değer
bir yer.Huzurun,mutluluğun,sevincin olduğu yerdir
Datça.Hüznün,kederin,üzüntünün yok olduğu yerdir
Datça.Aşıklar şehridir Datça,balıkçıların ekmek kapısıdır.Datça
küçük bir ilçedir ama şehirdir esasında bizim şehrimiz.Konuşması
da ayrıdır yemekleri de.Çok kalabalık değildir aslında,zengindir
Datça doğa zengini,tarihi zenginliktir tüm
serveti,bitkileridir kendine özgü mal varlığı.Doğasıdır
parası,havasıdır armağanı.Hani demişler ya "
Datça anlatılmaz yaşanır" diye,işte kısada
olsa,azda olsa,yaşaması bambaşka da olsa Datça bazen de
anlatılır.Tıpkı bizim anlattığımız gibi.Datça aşkı
bambaşkadır,Datça sevgisi apayrıdır.Bu aşkı,bu sevgiyi
istesen de unutamaz,istesen de kalbine gömemezsin...!
|
|
|
|

|
| Akdeniz ve
Ege'nin buluşma noktasındaki yarımadanın üzerinde kurulu
olan Datça,yüzlerce yıldır denizle bütünleşen doğal güzelliğiyle,insanların
hayranlığını kazanan bir yerleşim birimidir.Döneminin en
önemli liman kentlerinden biri olan Knidos'un tarihi ve kültürel
zenginliği üzerine kurulu Datça üzerinde yaşayan Anadolu
uygarlıklarının vazgeçilmezlerinden biri.Dorlar,Persler,Atinalılar,Romalılar,Germiyanoğulları
ve son olarak da Osmanlı İmparatorluğu bu güzel ilçenin
tarihsel birikimine katkı sağlamış.Datça,Anadolu'nun güney
batısında,Gökova ve Hisarönü körfezleri arasında,birbirinden
güzel koy ve plajları,pırıl pırıl tertemiz denizi,köklü
tarihi,bozulmamış doğası,zengin flora ve faunası,oksijeni
bol,nem oranı düşük,yılın 300 günü güneşli havası,ılık
iklimi ile Akdeniz ve Ege'nin buluştuğu bir
cennettir.Tarihte,Datça Yarımadası'nın havasının insanları
iyileştirdiğine dair rivayetler olduğu gibi günümüzde de
kalp,dolaşım,sinir ve romatizma hastaları tarafından Datça
tercih edilmektedir.Datça'ya 70 km'lik genişletilmiş ve düzeltilmiş
kara yoluyla Marmaris üzerinden,mavi ve yeşilin kaynaştığı,Ege
ve Akdeniz'in en güzel koylarını seyrederek gelinebileceği gibi
Bodrum'dan yada Yunanistan'ın Rodos ve Simi adalarından kalkan
feribot ve deniz otobüsleriyle de keyifli deniz yolculukları yapılarak
ulaşılabilir. Datça'ya yolunuz
düşerse Eski Datça'yı mutlaka görmelisiniz.Adının Eski Datça
olduğuna bakmayın.Datça'nın üç mahallesinden en düzenli ve
son yılların gözde mekanlarının yer aldığı bir yer burası.Eskiliği
ilk yerleşim yeri ve yıkılmış eski binaların yoğunlukta olması.Şimdi
o yıkıntılar tek tek ayağa kaldırılıyor ve el yakan paralarla
satışa sunuluyor.En fazla iki katlı olan eski Datça evleri bir
sanat ürünü taş işçiliği ve begonvillerle süslü dar
sokaklara görsel bir zenginlik kazandırmıştır.Can Yücel'in yapıtlarının
sergilendiği ve Yücel ailesinin ziyaretlere açık tuttuğu
Canevi'ni de mutlaka görmelisiniz.Datça'nın nüfusu merkeze bağlı
9 köy ile birlikte toplam 15.000 dolayındadır.Yaz aylarında
yerli ve yabancı turistlerin gelişiyle 50.000'lere ulaşır. |
|
| Yarımada tarihi yönden
zengin olduğu kadar doğa yönünden de oldukça büyüleyicidir.Ülkemizde
ilk önce badem çiçekleri Datça Yarımadası'nda açıyor ve yine
ülkemizin ilk çağlası şubat ayında Datça'da çıkıyor.Datça'nın
balı ve balığıda ünlüdür.Birbirinden güzel koy ve
plajlarda,pırıl pırıl tertemiz sularda yılın büyük bir bölümünde
denize girmek mümkün.Yarımadanın deniz girmek için uygun koy ve
plajının çoğunluğu,genelde güneyde bulunuyor.Bunların belli
başlıcaları doğudan batıya doğru;Kuruca Bük,Aktur,Karaincir,Güllük,Gebekum,
Burgaz,kargı,Domuz Bükü ve Palamut Bükü koy ve plajları.Şehir
merkezindeki Hastanealtı,Kumluk,Taşlık ve Azganlı plajlarında
da denize girilebiliyor.Bu plajlardan bir
çoğu her yıl Mavi Bayrak ödülü ile ödüllendiriliyor.Şehir
merkezinde Taşlık plajının güney batısında suyu denize göre
daha ılık olan içerisinde sağlığa yararlı çeşitli
mineraller bulunan ve enfes bir manzaraya sahip olan minik bir göl
bulunuyor.Yarımada yat turizmi açısından hem doğa güzellikleri
ve uygun koyları ile hem de zengin kültürel değerleriyle çok çekici. |
|
Özellikle
Balıkaşıran Mevkii'ndeki çam ve günlük ormanlarıyla kaplı
koylar ve Knidos Güney Limanı teknecilerin vazgeçilmez uğrak
yerleridir.Yarımada üzerinde dağ,doğa yürüyüşü tutkunları
için çok sayıda yürüyüş parkuru var.Akdeniz ikliminin hakim olduğu Datça Yarımadası'nda
yazları sıcak ve rüzgarlı;kışları ılık ve yağışlıdır.kuzey
ve güneyden esen rüzgarlar tamamen denizden geçtiği için yazın
kavurucu sıcaklığı hissedilmez.Nem oranı sıfıra yakın olan
Datça'nın havası insan sağlığı için yararlıdır.Yarımadaya
hakim mikroklima etkeni özellikle astım hastaları için çok
faydalıdır.Bu iklim sayesinde Datça'da üretilen sebze ve
meyvenin tadı daha bir başkadır sanki.Balı,bademi,üzümü,zeytini,sıkma
zeytinyağı,narı,narenciyesi,domatesi,biberi ve binbir çeşit
otları farklı bir tat bırakır damağınızda.Datça insanının
sevecenliğinde,yardımseverliğinde,insancıllığında,hoşgörüsünde
bu iklimin etkileri vardır.
Çam sandal ormanları,mersin,adaçayı,kekik
ve bunu gibi birbirinden güzel hoş kokulu makilikler ve kuş
sesleri arasında yapılan yürüyüşler insanın ruhunu
dinlendiriyor.Yarımada su sporu meraklıları için de geniş
olanaklar sunuyor.Yılın büyük bir bölümünde rüzgar olması
dolayısı ile rüzgar sörfüne ve yelkenciliğe çok elverişli.Ayrıca
su altı dalış meraklılarının da dalışa serbest bölgelerde
kendilerini deniz altının sihirli dünyasına kaptırmaları mümkün.Kamçılar
için de deniz kıyısında çok güzel kamp yerleri vardır. |
|
Mavi Bayraklı plajlar
Aktur Tatil Sitesi
Plajı,Aktur Kamping Plajı,Karaincir Plajı,Hastane Altı Plajı,Billurkent
Tatil Sitesi,Periliköşk Plajı
|
|
| |
|