|
| |
|
|
CAN YÜCEL |
|
Ağlıyorsam gözyaşım
iki gözüme dursun,vermişim ben canımı al-uzun bir havaya
|

|
1926’da
İstanbul’da doğdu. Milli Eğitim eski bakanlarından Hasan Ali Yücel’in
oğlu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde
Latince-Yunanca okudu. Öğrenimine İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde
devam etti. Şair, çevirmen ve radyo görevlisi olarak tanındı.
Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe
bölümünde spikerlik yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten
sonra bir süre turist rehberi olarak çalıştı.Ardından
bağımsız çevirmen ve şair olarak yasamını sürdürdü. |
|
NASIL GOL ATACAĞIM HALA RÜYAMA GİRER
İlkokul üçteyim. Küçücük çocuk. Boğaziçi okulunda okurdum. Evden
yolladılar. Yatılı yollandım. Hem aynı şehirde oturacaksın, hem de
okula yatılı yollanacaksın. Çok bozuldum, çok üzüldüm. Evde ikiz
kardeşimle kavga ediyorum diye yollandım. Benimsemedim. Herşeyi
benimsemediğim gibi… Futbol vardı, futbol oynuyordum. İyi bir
futbolcu olacaktım. Nasıl gol atacağım hala rüyama girer… Zaten şiirde
de hep nasıl gol atacağımın peşindeyim ya!
Ankara’da Taşmektep. Ahır gibi… Futbol da yok. Üstelik vekil oğlusun.
Hiç sevmedim… Ortaokul bitti, Atatürk Lisesi. Aynı numara orayı da
sevmedim. Klasik şube harikaydı. Harika kadro, Nurullah Ataç, Cevdet
Kudret ders veriyor. Nazım okuyoruz. Dünya edebiyatını tanıyoruz.
Latince öğreniyoruz. Sekiz öğrenciyiz. Gazi Yaşargil de orada. Gazi
çok çalışkan, bize karışmaz.
Orada komün kurduk, harçlıklarımızı komüne verip para
biriktiriyoruz. Dışarı gitmek için. Sonra tüm topladığımızı
Gazi’ciğimize verdik, onu dışarı yolladık. Ben babama hep posta
koyuyorum. Tek parti numarası vardı ya. Utanıyorum senden derdim. O da
niye utanıyorsun diye çıldırıyordu. Arabasına binmezdim. Öyle bir
gerginlik işte. Sonunda beni Cambridge’e postaladılar. Bu da çılgınlık.
Ben Dil Tarih Fakültesi’nde Almanca öğrenmiştim. Alman edebiyatını
biliyorum, İngilizce bilmiyorum. Niye yolluyorsunuz beni Cambridge’e.
Çılgınlık işte! Züppelik işte!
CAMBRİDGE’DE BERTRAND RUSSEL DERSE GELİR
Cambridge’de Allah muhafaza kuş gibiyim. Ben de hayatta kuş gibiliğe
razı değilimdir. Bütün katolik papaz çocukları benim Latince’nin
on mislini biliyor. Ben de kafayı modern tarihe taktım. Bertrand Russel
derse gelir… Ama hem kuş gibiliğe hem ukala İngiliz numaralarına
yokum… Ayrıldım Linkfield’a gittim. Bülent, Rahşan orada. Ali
Neyzi, Yavuz Bayraktar orada. Havuzlu, tenis kortlu, lüks evlerde
oturuyorlar, ama yemek yiyecek paramız yok.
Londa’da resim tarihi öğrenmek için ‘Court of Institute of Art’a
gidiyorum. Orada bizim ressamları buldum. Avni, Bedri Rahmi’ler, Selim,
Şadi Çalık, İlhan Koman. Orada hem eğlendik hem öğrendik…Arada şişeye
giriyoruz.
İlk şiirimi on yaşında yazdım. Yuvada bir çocuk öldü. Çok üzüldüm,
arkasından şiir yazdım. Ben mümkün olduğu kadar aile içinde yaşadım.
Bütün serseriliğime rağmen aile köklerimi kaybetmedim. Aile değil
sade, arkadaşlarım için de böyledir.
ŞİİRE BABAMIN YARDIMI VE TEŞVİKİYLE BAŞLADIM
Şiire babamın yardımı çok oldu. Hep Şiir çevresindeydim. Babam
okur, babaannem okur… Şiire elverişli bir dünya yaratmıştı babam
bana…İngiltere dönüşümde çevreme çok dikkatli baktım. Herkesle
beraber olmayı ve dinlemeyi seçtim. Cahit’le, Orhan’la … Bu arada
insan şiiri kaybedebilir de. Ama temelde şiir güdüsü yatıyordu.
Dili iyi biliyorsan, şiirin ne olduğunu biliyorsan yazmadan duramazsın.
Elbette hümanizma beni etkilemiştir. Böyle yetiştim ben. Baba
Mevlevihane’de doğmuş, yetişmişti. Babam her ne kadar Batıcı, Atatürkçü,
Batılılaşma hareketinin bir yığını olarak yaşamışsa da Şark
edebiyatı, mistizm, Divan Edebiyatı ve bizim temel gökkubbemiz
musikisini de birleştirmişti. Ama ben o kadar şanslı değilim.
|

|
HAYATIMDA KARIM HARİÇ İKİ ŞEY SEVDİM
Hayatımda karım hariç iki şey sevdim: Şiir ve politika. Şiir nedir
diye sorarlar. ‘Şiir göklerde uçan nazenin bir balon’ değil; o
balon çoktan patladı. Benim için şiir akıl ve heyecan meselesidir. İnsan
beyninin yalnız yüzde 10’u bilinir, gerisi meçhul kıta. Şiir,
beynin işlemeyen yüzde 90’ını harekete geçirmektir.
Şiir bir terlemedir. Güneş güneş sözlerle… ve böyle böyle eriyip
gider. Dünya gibi tıpkı; döndükçe terleye terleye… Benim gördüğüm,
aşk, sevmekten başlayan azgınlıktır. O kadar çok sevmek ve azmak lazımdır
ki aşk için, hiç bir boğa seni tutamasın, hiç bir toreoador sana kırmızı
şal göstermesin… Evet aşk, kendine mahsus bir boğa güreşidir.
Picasso dahi bunu çok iyi bilir. |
BABA EVLERİNİ SATTIM, KUZGUNCUK’TA EV ALDIM
Eskiden babaanneme anlatırdım. Bak şimdi şu yazıdan 50 lira kazanacağım,
ötekinden şu kadar… diye. Kadıncağız kahkahalarla gülerdi. Hiçbiri
doğru çıkmazdı. Para kazanmak için birtakım işler yaptım, tercümeler,
fıkra yazarlığı. Ama aldığın para para değil, ekmek parası bile
değil. Peki nasıl geçiniyorum? Ankara ve Dragos’taki baba evlerini
sattık, Kuzguncuk’ta ev aldım. Artık babam sayesinde parasızlıktan
şikayetim yok.
Şiir benim için meslektir. Düne ve geleceğe bakışımla birlikte yürüyen
özgür bir meslektir. Son zamanlarda kitaplarımdan gelen parayla yaşamımı
sürdürüyorum. Bu benim için çok önemli birşey.
BEN GENÇKEN İLHAMIM İHTİYARDI
W.B. Yeats’in dediği gibi: Ben gençken ilhamım ihtiyardı. Şimdi ben
ihtiyarım, ilhamım genç… Ben 7 yaşında 70 yaşında gibi hissettim
kendimi. 70 yaşında da kendimi 7 yaşında gibi hissediyorum. Bundan
dolayı iş karışık… Belli bir yaştan sonra insanda çocuklaşma
demeyeyim de, dünyaya çocuk açısından, çocuk gibi bakma ihtiyacı doğuyor.
Zaten bazı şeyler de ancak çocukça anlatııabilir geliyor bana.
Şiirden değil, çeviriden yattım. Che Guevura’nın ‘İnsan ve
Sosyalizm’ ile Che, Mao ve bir Amaerikalı generalin yazdığı
‘Gerilla Harbi’ kitaplarını çevirmiştim. Amerikalı general
kontrgerillayı anlatıyor. Dava dört yıl sürdü. Amerikalı general yüzünden
mahkum olduk.
Şairlerin hepsi hapishane kuşudur. Kendi kendilerine acımaktadırlardır
ki, insanın en büyük kabahatı budur. Ondan dolayı çok güç çıkıyor
şiir, daha doğrusu şair çıkmıyor da şiir çıkıyor ara sıra.
Benim şiirimde de siyasetimde de hakim iki unsur var. Bu iki unsurun çelişkisi
ve sentezi bana yaşama gücü veriyor. Olup bitene ve olup bitenin
sorumlularına karşı öfke; olması gerekene, olabileceğe ve onu
getirecek olan büyük emekçi ve aydın kitlelerine sevgi…
ÖFKE İLE SEVGİ ARASINDA BİR ÇELİŞKİNİN İÇİNDE YAŞIYORUM
Öfke ile sevgi arasında çırpınan bir çelişkinin içinde yaşıyorum
ben. Şiirlerimle de, siyasamla da, bana enerji, akıl ve yaşama sevinci
veren şey, öfkeyle sevincin çelişkişi. Küfrü ve argoyu halk kullanıyor.
Yazdığımız şey de halkın nabzı ve ağzı olduğuna göre elbette bu
küfür de kendiliğinden katılıyor işin içine. Aslında küfür bir
özgürlük davasıdır. Türkiye’de kala kala küfretme özgürlüğü
kalacak. O özgürlüğü de elden bırakmak istemiyorum.
Aslında bir kül tabağıdır dünya. İçine bir güneş bastırılmış.
Amma da izmarit ha!
|
|
| Çevirileriyle
de tanınan Can Yücel, şiir alanında ilk kitabı
YAZINA’dan (1950) sonra uzun bir süre biçim arayışlarıyla
oyalandı. Çeşitli edebiyat, kültür ve siyasi dergilerde
şiirleri, edebiyat ve tiyatro çevirileri ile siyasal
konularda yazıları yayınlandı. 12 Mart döneminde Che
Guevara’nın "Gerilla Harbi" ve "İnsan ve
Sosyalizm" kitaplarının çevirisi nedeniyle 15 yıl
hapis cezasına çarptırıldı.1974 affiyla özgürlüğüne
kavuştu. 12 Eylül sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla
"Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı. Şairliğini,
şiirin külhanca raconlarından yararlanarak siyasal inançlarıyla
yoğurdu. 12 Ağustos 1999’da Türkiye onu yitirdi.
|
|
|
|
Can YÜCEL
Ş İ İ R L E R İ S E Ç M E L E R İ
İ Ç İ N
TIKLAYINIZ
|
VASİYET |
|
| AKİS |
| AL
BİR UZUN HAVA |
| ANAYASASI
İNSANIN |
| ARKAMDAN
KONUŞMASINLAR DİYE |
| ASLANDAN
AL HABERİ |
| BAYRAMLIK |
| BİR
ÖLÜM İLANI |
| BULUŞMAK
ÜZERE |
| CİHAT
İÇİN CAHİT |
| CANKURTARANLA |
| DEĞİŞİK |
| DEĞİŞİM |
| EPİGRAM |
| KÜÇÜK
KIZIM SU'YA |
| ARİFE
TARİF |
|
|
Beni
kuzum Datça'ya gömün. |
| Geçin
Ankara'yı İstanbul'u ! |
| Oralar
ağzına kadar dolu. |
| Alabildiğine
pahalı |
| Örneğin
Zincirlikuyu'da |
| Bir
mezar 750 milyona |
| Burası
nispeten ucuz |
| Ortada
kalma ihtimali de yok |
| Hayırdua
da istemez |
|
Dediğim
gibi beni Datça'ya gömün |
| Şu
deniz gören mezarlığın orda |
| Gömü
sanıp deşerlerse karışmama ama |
|
Can YÜCEL |
|
| MARE
NOSTRUM |
| MUHABBET |
| RAMBRANTIN
RESMİ ÜZRE |
| SEVGİ
DUVARI |
| KAYIP
ÇOCUK |
| MENAPOZ |
| UKTE |
| SEVGİ
DUVARI |
| BEN
EN ÇOK BABAMI SEVDİM |
| GÜZEL'E |
| EŞBER
İÇİN |
| AY
IŞIĞI SON ATI |
| AKDENİZ
YARAŞIYOR SANA |
| POETİKA |
| SONSÖZ |
|
|
|
| |
|